Ergenekon’un kara kutusu Tuncay Güney’ 32. Gün’de çarpıcı iddialarda bulundu!
“Ergenekon’la ilgili belgeleri bana Ergenekon’un içinden bir binbaşı getirdi”
“Ergenekon’un 1 numarasını biliyorum ama söylemem. Mahallenin delisi değilim.”
Ergenekon soruşturması ile ilgili ilk belgeler 2001 yılında evinde bulunan, eski gazeteci yeni Yahudi din adamı Tuncay Güney, yaşadığı Kanada’nın Toronto kentinden 32.Gün programına katıldı. Güney, 2 saati aşkın süren programda Mehmet Ali Birand, 32.Gün Genel Yayın yönetmeni Rıdvan Akar ve stüdyodaki gazetecilerin sorularını yanıtlarken stüdyoda zaman zaman gergin dakikalar yaşandı.
“İşkencede ‘Roma’yı da ben yaktım’ dedim”
Tuncay Güney, 2001 yılında Ergenekon’la ilgili evinde bulunan 6 çuval belgeden dolayı dönemin bir emniyet müdür yardımcısı tarafından işkence gördüğünü iddia ederken, işkenceye dayanamadığını ve bu yüzden yapmadığı ve söylemediği şeyleri söylediğini belirtti ve “bana işkence yapan emniyet müdürü, bana pasaport ve kimlik verip yurtdışına çıkmamı sağladı. Çünkü kalsaydım birilerinin başı yanacaktı. Ergenekon’un 1 numarasını o emniyet müdürü de biliyor. O açıklasın. Ben mahallenin delisi değilim” şeklinde konuştu. Kendi üzerinden Aydın Doğan’ın yıpratılmaya çalışıldığını ifade eden Güney “Ben de Aydın Doğan’la ilgili tek bir belge bile yoktu” dedi.
“CIA veya MOSSAD ajanı değilim”
Stüdyoda bulunan Mehmet Faraç’ın “o dönemde “sizin gibi bir deneyimsiz gazetecinin evine 6 çuval belge nasıl geldi” sorusuna Güney “Burada kıskançlık hissediyorum. Ben deneyimsiz bir gazeteci değilim. 6 çuval belgeyi bana o dönem Ergenekon’la arası bozuk olan bir Binbaşı getirdi” şeklinde cevap verdi. Çeşitli gazete yöneticilerine bu belgeleri gösterdiğini ancak hiçbirinin yayınlamaya yanaşmadığını söyleyen Güney, “ben iddia edildiği gibi CIA veya MOSSAD ajanı değilim” dedi.
“Veli Küçük ve Perinçek’ten pek çok haber dosyası aldım”
Güney, programda kendisine yöneltilen Veli Küçük’le ilişkisi ile ilgili soruya ise şöyle yanıt verdi:
“ Veli Küçük’le ilişkim gazetecilik ilişkisidir. Ve kendisi bana haber yapmam için pek çok dosya göndermiştir. O dönemde bunlara Akşam gazetesinde yer verdik, haber yaptık, manşet oldu. Fakat ben o dönemde sadece Veli Küçük’ten dosya almadım. Doğu Bey’le de ve diğer gazeteci ağabeylerimle Ortadoğu üzerine çalışmalar yaptık. Ama söyledikleri gibi benim askeri ya da istihbarat kimliğim yoktu.
“Savcılar Kanada’ya gelsin, kahve içelim”
Tuncay Güney, “Türkiye’ye dönüp Ergenekon’la ilgili ifade verecek misiniz” sorusuna ise , “Ben Türkiye’de işkence gördüm. Eğer yetkililer beni baba şefkatiyle kucaklayacaklarsa buraya gelsinler kahve içip sohbet edelim. Bugüne kadar tanıklık teklifi gelmedi. Türkiye’ye gelmemin bir anlamı yok. Türkiye’de demokrasiyi ben kuramam. ” şeklinde cevap verdi.
Ergenekon-Susurluk bağlantısı ile ilgili bir soruya da “Susurluk ne olduysa Ergenekon da o olacak” dedi.
“Fethullah Gülen’in özel kalem müdürlüğünü yapmadım”
Kendisi üzerinden çeşitli iddiaların ortaya atıldığını ve bunların gerçeği yansıtmadığını belirten Tuncay Güney, “Bazıları beni Fethullah Hoca’ya karşı kışkırtmaya çalıştı. Ama başaramadı. Ben yazıldığı gibi Fethullah Gülen’in özel kalem müdürlüğünü yapmadım” dedi. Basında yazıldığı gibi mesih olduğunu hiçbir zaman söylemediğini belirten Güney “Allah’ın İsrail’ine inanıyorum ve mesihi bekleyenlerdenim” şeklinde konuştu.
“Ergenekon, milliyetçi değil akademik bir örgüt.”
Tuncay Güney, 32. Gün’de Erkenekon nedir sorusuna ise şöyle cevap verdi : “Bakın ergenekon grubundaki insanlar Türk milliyetçisi MHP’li falan değiller. İslamcı da değiller. Ergenekon demek bu demek değil. Ergenekon, global bir örgüt hakikaten, güzel bir örgüt. Çalışma Planı’na bakarsanız daha elinize geçmeyenler hariç, çok akademiktir. Yurtdışında ve yurt içinde başarılı bir örgüttür.
“Ergenekon’ un destanla alakası yok. Emekli Paşa’nın hocasının soyadı.”
“Ergenekon Türkiye’nin veya excuse me Türklerin Ergenekon’dan çıkış destanı değildir.. Daha önceki adı başka 1978-1979’da İstanbul İl Jandarma alay komutanı olduğunu iddia eden ve kendisi öldü mü bilmiyorum; Allah rahmet eylesin. Bir Albay ve şimdiki emekli paşanın da hocasıdır. Adam rahatsızdı, kanserdi herhalde öldü. Ben 3-4 kere tanışabildim. O da rahatsızdı. Hastanede ziyaret ettim ve bu kişinin soyadına hitaben vermiş oldukları bir isim. Yani 1979 yıllarında kendisinin adına vermişler. Sorry soyadına. Yoksa Ergenekon destanı ile bir ilgisi yok. Sadece şimdiki emekli paşanın hocasının soyadı.”
İşte tarihe geçen o açıklamalar:
“Ergenekon’la ilgili belgeleri bana Ergenekon’un içinden bir binbaşı getirdi”
“Ergenekon’un 1 numarasını biliyorum ama söylemem. Mahallenin delisi değilim.”
Ergenekon soruşturması ile ilgili ilk belgeler 2001 yılında evinde bulunan, eski gazeteci yeni Yahudi din adamı Tuncay Güney, yaşadığı Kanada’nın Toronto kentinden 32.Gün programına katıldı. Güney, 2 saati aşkın süren programda Mehmet Ali Birand, 32.Gün Genel Yayın yönetmeni Rıdvan Akar ve stüdyodaki gazetecilerin sorularını yanıtlarken stüdyoda zaman zaman gergin dakikalar yaşandı.
“İşkencede ‘Roma’yı da ben yaktım’ dedim”
Tuncay Güney, 2001 yılında Ergenekon’la ilgili evinde bulunan 6 çuval belgeden dolayı dönemin bir emniyet müdür yardımcısı tarafından işkence gördüğünü iddia ederken, işkenceye dayanamadığını ve bu yüzden yapmadığı ve söylemediği şeyleri söylediğini belirtti ve “bana işkence yapan emniyet müdürü, bana pasaport ve kimlik verip yurtdışına çıkmamı sağladı. Çünkü kalsaydım birilerinin başı yanacaktı. Ergenekon’un 1 numarasını o emniyet müdürü de biliyor. O açıklasın. Ben mahallenin delisi değilim” şeklinde konuştu. Kendi üzerinden Aydın Doğan’ın yıpratılmaya çalışıldığını ifade eden Güney “Ben de Aydın Doğan’la ilgili tek bir belge bile yoktu” dedi.
“CIA veya MOSSAD ajanı değilim”
Stüdyoda bulunan Mehmet Faraç’ın “o dönemde “sizin gibi bir deneyimsiz gazetecinin evine 6 çuval belge nasıl geldi” sorusuna Güney “Burada kıskançlık hissediyorum. Ben deneyimsiz bir gazeteci değilim. 6 çuval belgeyi bana o dönem Ergenekon’la arası bozuk olan bir Binbaşı getirdi” şeklinde cevap verdi. Çeşitli gazete yöneticilerine bu belgeleri gösterdiğini ancak hiçbirinin yayınlamaya yanaşmadığını söyleyen Güney, “ben iddia edildiği gibi CIA veya MOSSAD ajanı değilim” dedi.
“Veli Küçük ve Perinçek’ten pek çok haber dosyası aldım”
Güney, programda kendisine yöneltilen Veli Küçük’le ilişkisi ile ilgili soruya ise şöyle yanıt verdi:
“ Veli Küçük’le ilişkim gazetecilik ilişkisidir. Ve kendisi bana haber yapmam için pek çok dosya göndermiştir. O dönemde bunlara Akşam gazetesinde yer verdik, haber yaptık, manşet oldu. Fakat ben o dönemde sadece Veli Küçük’ten dosya almadım. Doğu Bey’le de ve diğer gazeteci ağabeylerimle Ortadoğu üzerine çalışmalar yaptık. Ama söyledikleri gibi benim askeri ya da istihbarat kimliğim yoktu.
“Savcılar Kanada’ya gelsin, kahve içelim”
Tuncay Güney, “Türkiye’ye dönüp Ergenekon’la ilgili ifade verecek misiniz” sorusuna ise , “Ben Türkiye’de işkence gördüm. Eğer yetkililer beni baba şefkatiyle kucaklayacaklarsa buraya gelsinler kahve içip sohbet edelim. Bugüne kadar tanıklık teklifi gelmedi. Türkiye’ye gelmemin bir anlamı yok. Türkiye’de demokrasiyi ben kuramam. ” şeklinde cevap verdi.
Ergenekon-Susurluk bağlantısı ile ilgili bir soruya da “Susurluk ne olduysa Ergenekon da o olacak” dedi.
“Fethullah Gülen’in özel kalem müdürlüğünü yapmadım”
Kendisi üzerinden çeşitli iddiaların ortaya atıldığını ve bunların gerçeği yansıtmadığını belirten Tuncay Güney, “Bazıları beni Fethullah Hoca’ya karşı kışkırtmaya çalıştı. Ama başaramadı. Ben yazıldığı gibi Fethullah Gülen’in özel kalem müdürlüğünü yapmadım” dedi. Basında yazıldığı gibi mesih olduğunu hiçbir zaman söylemediğini belirten Güney “Allah’ın İsrail’ine inanıyorum ve mesihi bekleyenlerdenim” şeklinde konuştu.
“Ergenekon, milliyetçi değil akademik bir örgüt.”
Tuncay Güney, 32. Gün’de Erkenekon nedir sorusuna ise şöyle cevap verdi : “Bakın ergenekon grubundaki insanlar Türk milliyetçisi MHP’li falan değiller. İslamcı da değiller. Ergenekon demek bu demek değil. Ergenekon, global bir örgüt hakikaten, güzel bir örgüt. Çalışma Planı’na bakarsanız daha elinize geçmeyenler hariç, çok akademiktir. Yurtdışında ve yurt içinde başarılı bir örgüttür.
“Ergenekon’ un destanla alakası yok. Emekli Paşa’nın hocasının soyadı.”
“Ergenekon Türkiye’nin veya excuse me Türklerin Ergenekon’dan çıkış destanı değildir.. Daha önceki adı başka 1978-1979’da İstanbul İl Jandarma alay komutanı olduğunu iddia eden ve kendisi öldü mü bilmiyorum; Allah rahmet eylesin. Bir Albay ve şimdiki emekli paşanın da hocasıdır. Adam rahatsızdı, kanserdi herhalde öldü. Ben 3-4 kere tanışabildim. O da rahatsızdı. Hastanede ziyaret ettim ve bu kişinin soyadına hitaben vermiş oldukları bir isim. Yani 1979 yıllarında kendisinin adına vermişler. Sorry soyadına. Yoksa Ergenekon destanı ile bir ilgisi yok. Sadece şimdiki emekli paşanın hocasının soyadı.”
İşte tarihe geçen o açıklamalar:
function adjustTextSize(nSize) {
nSize = dSize + nSize;
if (nSize>24)
nSize=24;
if (nSize<10) nsize="10;" fontsize =" nSize" dsize="nSize;" dsize="12;">
15508
Labels: ergenekon, isim, kilit, konuştu
/div> postacı<0Comments:
<