Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu vurdukça yürekler,onu top sindiremez..
M.Akif
Ertuğrul Gazi Nasihati
Ertuğrul Gazi, oğlu Osman Gazi’ye şöyle vasiyet etmişti:
“Bak oğul… Beni kır (ama) Şeyh Edebali’yi kırma. O bizim boynumuzun ışığıdır. Terazisi dirhem şaşmaz. Bana karşı gel ama O’na karşı gelme. Bana karşı gelirsen üzülür incinirim. O’na karşı gelirsen gözlerim sana bakmaz olur. Baksa da görmez olur. Sözümüz Edebali için değil, senceğiz içindir. Bu dediklerimi vasiyetim say.”
İşte Osmanlı Devleti’ni cihan devleti yapan ruh budur. Bu sözler karşısında Osmanlı Devleti’nin manevi kurucusu, ilk Osmanlı kadısı, müftü ve mutasavvıfı, Horasan erlerinden İlyas Baba’nın müridi, Mevlid-i Şerif’in müellifi Süleyman Çelebi’nin dedesi, Nevşehirli Hacı Bektaş-ı Veli ile Kırşehirli Ahi Evren’in muasırı, ahi teşkilatının dönem reisi Osman Gazi ve bacanağı Dursun Fakih’in kayınpederi, zaviyesinde fakihler için koyun sürüsü besleyen 120’lik bu ihtiyar delikanlı Bilecik’te dar-ı bekaya irtihal etmeden nasıl nasihat ediyor damadı Osman Bey’e:
“Oğul! İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezânında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın. Ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen, sabah rüzgarlarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yene. Daima sabırlı, sebatlı, iradene sahip olasın. Dünyâ, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazîlet ve adâletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyâda inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin, deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir. Şu üç kişiye; yâni câhiller arasındaki âlime, zenginken fakir düşene ve hatırlı iken itibarını kaybedene acı!.. Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğun mücâdeleden korkma! Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervâsız, kahraman, gözü pek) derler.
Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana...
Güceniklik bize, gönül almak sana...
Suçlamak bize, katlanmak sana...
Âcizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana...
Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adâlet sana...
Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana...
Ey Oğul! Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana..
Üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana...
Ey Oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma, insanı yaşat ki, devlet yaşasın. Ey oğul, işin ağır ve çetin, gücün kıla bağlı. Allah yardımcın olsun.”/div> postacı
<0Comments:
<