-------------------------------------------------------------
-------------------------------------------------------------
Cemal Anadol(*)
Komünist Kürtçülerin mütemadiyen, «Kürt» diyerek; Türk milletinden koparmaya çalıştıkları, doğulu kardeşlerimiz; Orta - Asya'dan gelme, öz-be öz Oğuz Türklerindendirler. Kürtler, Kurmanç ve Zaza olarak iki kısma ayrılırlar. «Zaza» lar «Kürt» olduklarını kabul etmezler.
Kürtlerin Türklüğünü ispatlayan en önemli husus dil meselesidir. Bir milletin «millet» olarak kabul edilebilmesi için, gereken unsurlardan bir tanesi «dil birliği»dir.
Dünya üzerinde «Kürtçe» olarak kabul edilebilecek müstakil bir dil yoktur. (177)
Nitekim; Petersburg Akademisinin yayınladığı Kürtçe -Rusça - Almanca lügat kitabında Kürt dili çeşitli tesirler altında kalmış bir kelimeler karışımı olarak kabul edilmiş ve buna ait bir istatistik verilmiştir.
Bu istatistike göre; Kürtçe şu kelimelerden meydana
gelmiştir:
3080 kelime Türkçe ve eski Türkmence'den
2000 kelime yeni Arapçadan (Türkçede kullanılıyor).
1240 kelime Zend lisanından.
1030 kelinle yeni Farsça'dan.
370 kelime eski Pehlevice'den.
300 kelime asıl Türkçe.
220 kelime Ermenice'den.
108 kelime Geldanice'den. 80 kelime menşei bulunamayan.
8428 kelime yekûn.
«Ahlat Kitabeleri» yazarına göre de, Pehlevî, Zent ve eski
Farsça'dan bahis yoktur.
Hart isimli İngiliz bilginine göre, İslâmiyetten önceki
Kürtçülüğe ait bir bilgi olmayıp, sonraki bilgiler Türk
idaresinden başka bir şey değildir.
Siyasî ve ideolojik maksatlarla, «Kürt» adı ve milliyeti
altında birleştirilmek istenen kabileler, aslında dört büyük kola
AYNI HİLALİN ALTINDA BİRLEŞİNCE
ayrılmaktadır: Kurmanç'lar, Lûr'lar, Kalhur'lar ve Gûran'lar:
Bu dört kabile zümresi de birbirinin konuştuğunu anlamamakta ve dört ayrı dil konuşmaktadırlar: Kurmanca, Lûrca, Kalhurca, Gûranca.
Orhun Abidelerinden daha eski bir tarihe ait bulunan Yenisey Abidelerinin Elegeş taşında 8'inci satırda Kürt İl-hanı Alp - Urungu, şu öz Türkçe ifadesiyle, tarihe, Kürtlerin öz be öz Türk olduklarını sesleniyordu:
«Men Kürt el - Han Alp - Urungu. Altunluğ keşiğim bantım belde el'im dokuz kırk yaşım...»
«Ben Kürt İlhanı Alp Urugu'yum, altın (kemer) okluğumu bağladım belime. El'im (devletim) otuz dokuz yaşında öldüm.»
. «Macar âlimleri eski macar kabilelerinden Kürt - Gyar-mat kabilesinin adını, Elegeş Kitâbesi'ndeki Kürt kabile adıyla birleştirirler, (178)
Rasonyi, Kuman Türkleri arasında «Kurman» isimli bir kabilenin bulunduğunu söyler ki, «Kurmanç» adının buradan gelmiş olması çok mümkündür.
Bugünkü Macaristan'da 30 kadar «Kürt» köyü mevcuttur.
Bugün Urfa bölgesinde «Badıllı» adıyla anılan ve Türkçe, Farsça, Arapça karışığı bir dil konuşan, kendilerine «Kürt» diye bir kavmiyet izafe eden kabileler. Kanunî devrinde Oğuz boylarına mensuptular ve 40 oymaklık «Beydili» kabilesini teşkil ediyorlardı. Bu kırk oymaktan biri, 204 nüfuslu «Kürtler» oymağı idi. (179).
Bozulus Türkmenlerine mensup, «Kürt Mihmatlu» oymağı, iki asır kadar önce Aydın'ın, Kuşadası kazasına yerleşmişti. (18°) Bugün Kuşadası'nda Türkmen Mahallesi denilen mahalleyi Kürt Mihmatlu oymağı kurmuştu. Aynı «Mihmad-lu Kürtleri»ni, Afyon - Dinar havalisine iskân edilen Danişmend Türkmenleri arasında da görüyoruz. (ı8ı) Urfa ile Ma-raş arasında oturan ve başka bir dil konuşan «Kılıçlı Kürtleri» tarihî vesikalarda Türkmen aşireti olarak kaydedilmektedir. (182) Meşhur Şerefname, «Kürt Döğer» isimli bir Kürt kabilesinden bahseder. Halbuki, Döğer veya Döğerlü boyu, 24 Oğuz boyundan biridir. (183)
«976 (1568) tarihli Ruha (Urfa) sancağı defterinde bu kabile, Cemaat-ı Ekrâd-ı Döğerlü (Döğerlü Kürtleri Cemaatı) suretinde zikredilmektedir. Kabilenin vergiye tâbi şahısları arasında; Bayram, Gündoğmuş, Budak, Yağmur, Kaya, Sarı, Tanrıverdi, Durmuş, Dündar ve Satılmış gibi Türkçe adlar
taşıyanlar görülmekte ve hattâ Karkın gibi bazı Oğuz boyları adı almış kimselere bile tesadüf olunmaktadır. Bu Döğerlü (oradaki halk arasında telâffuzu Düğerlü) kabilesinin Urfa'nın şimal doğusunda bulunan yurdu, son zamanlara kadar kendi adıyla anılmakta idî.» (184)
Çekoslovakya topraklarında dahi Kabar ismiyle tanınan Kazar, Kürt, Kesik gibi Türk aşiretleri vardır. (18S)
Ceyhun Nehri kenarında Kürdiş isimli bir yer vardır. Burada yaşayanlara «Kütler-Kürtler» denilmektedir. (186)
Osmanlı resmî kaynaklarında da «Türkmen» ile «Kürt» aynı anlamda kullanılmaktadır.
Çoğu Ege, Marmara, Akdeniz ve İç Anadolu'da olmak üzere «Kürt» adını taşımış 81 köy vardır. (187) Bunların hepsinin halkı Türktür, Türkmendir.
Kürt aşiretlerinde beylerin, ileri gelenlerin isimleri o kadar eski ve saf Türkçedir ki, onlara, Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar devri Türk aşiret beylerinde bile rastlanamaz.
Hizan beylerinden Sultan Ahmed Bey'in beş erkek çocuğu vardır: Emir Muhammed, Yusuf Bey, Melik Halil, Melik Han ve Han Mahmud. (188)
Müks beylerinden Emir Ebdal ve torunu Abdal Bey (ı89)
«Ebdal», «Abdal»ın bozulmuş şeklidir. «Abdal», «sülâlenin» (Ehl-i Beyt'in) kulu» mânâsına gelmektedir.
İsbayerd beylerinden Muhammed Bey'in oğlu Mir Şeref iki erkek çocuk bırakmıştı: Bahaddin Bey, Örkmez Bey. (19°)
Kilis beylerine de, Menteşa'nın soyundan geldikleri için «Mend» denirmiş. Menteşa'dan sonra yerine «Arab Bey» geçmiş. Arab Bey'in torunu olan Ahmet Bey'in torununun adı, «Canpolat Bey» mis. (191
Lice beylerinden Ahmed Bey'in oğlunun adı, «Şahım Bey»miş. (192)
Tercıl beylerinden birinin adı, «Buduk Bey», daha sonraki nesillerden bir torununun da aynı adı taşıdığı yazılı. (193)
Sıvedî beylerinden birinin adı da «Ebdal Bey»miş. (194)
Kulp beylerinden Şah Beled Bey'in altı çocuğu vardı: Ali Bey, Mir Diyadin, Veli Han, Cihangir, Emir Yusuf, Emir Süleyman. Ali Bey'in iki oğlu varmış: Sultan Hüseyin Bey, Ve-li Han Bey. Sultan Hüseyin Beyin oğullarından birinin adı: «Kılıç Bey»miş (19S)
Adilcevaz beylerinden Emir Han Bey, Cihangir Bey ve oğlu Aksak ibrahim Bey.
Sohran beylerinden ilki, «Kelos» aslı «Keles».
Kelos'un üç oğlunun adları: İsa, İbrahim, Şeyh Üveys. İsa'nın oğlu: Şah Ali Bey, Şah Ali Bey'in dört oğlu var: İsa, Pir Budak, Mir Hasan, Mir Seydî. Pir Budak'ın yedi oğlunun biri müstesna (Emir Seyfeddin) isimleri verilmemiş. Amca çocuklarından birinin adı: Kulı Bey. Onun da oğlu «Budak Bey». Budak Bey'in amca oğlu «Kubad Bey».
Bu isimleri daha çok sürdürmek mümkündür: «Mir Eb-dal», «Pir Budak», «Budak». «Bayramoğlu Pir Nazar», «Hacı Şeyh», «Sarım».
«Mekri»nin «Sarım» ve «Baba Ömer». Şeyh Haydar, Mir Nazar, Mir Hıdır. «Bayram», «Uluğ Bey», «Mir Hasan», Emire, Hüseyin.
Gazi Kıran, Şah Mııhammed Bey, «Bucak Bey»., Nasır Bey, Şir Bey, Yusuf Bey, Karahan, Saruhan, Şah Muham-med, Timurhan, Hüseyni, Haydar, İvaz Bey, Hüseyin Kuli Bey, Şah Ali Bey, Hamza, Hasan, Budak, «Bayındır Bey», Şeyh Behlül, Çimşid Bey, Muhammed Bey, Halîkverdi Beyr Hacı Bey, Ahmed Bey, İsmail Bey, Cafer Bey, «Veli Bey», «Kılıç ey», Nazar Bey, Kılıç Bey, Hasan Bey. «Sohrab Bey», «Kubad Bey», Mir Muhammed Bey, Mirza Bey v.s.'
Kürtlüğü savunan ünlü Şerefname'den alınan yukarıdaki isimler, asırlar boyu öz be öz Oğuz Türklerinden ve onların en cengâver aşiretlerinden olan «Kürtlerin» dedelerinden günümüze kadar intikal etmiştir.
An'aneleri, örf ve âdetleri hep «Türk»e has usullerdir. Ayrıca, yalnız kendilerinden kız alıp vermiş, başka vilâyetlerle hiç karışmamış bir tek köyü yoktur.
-----------------------------------------------------------
(177)Milliyetçi Gözüyle Bugünkü Türkiye — Cemal Anadol s. 104.
(178)Eski Türk Yazıtları — Hüseyin Namık Orkun. Cilt: 3-s. 180-1.
(179) prof. Dr. Faruk Sümer, Bozoklu Oğuz Boylarına Dâir, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakülteleri Dergisi, Cilt XI, Sayı 1, s. 80,
(180) Çağatay Uluçay, Saruhan'da Eşkıyalık ve Halk Hareketleri, İstanbul, 1945, s. 384-5.
(181) Dr. Cengiz Orhonlu, Osmanlı İmparatorluğu'nda Aşiretleri İskân Teşebbüsü, s. 69.
(182) Ahmet Refik, Anadolu'da Türk Aşiretleri, s.86, 96, 107, 191.
(183)Prof. Dr, Faruk Sümer, Döğerlere Dâir, Türkiyat Mecmuası, cilt X.s. 153.
(184) Aynı makale, s. 152.
(185) Yusuf Blaxkoviç (Kumanoğlu) — Çekoslovakya Topraklarında Eski Türklerin İzleri — Reşit Rahmeti Arat İçin. s. 346.
(186) Şecere-i Terakime — Ebülgazi Bahadır Han.
(187) Köylerimiz — İçişleri Bakanlığı Yayını -1933.
(188) Şerefname — Şeref Han. s. 241.
(189) A.g.e. -s. 245. (190) A.g.e. -s. 247 - 248. (191) A.g.e. - s. 248-253. (192) A.g.e. - s. 274 - 275.
(193) A.g.e. —s. 280-281.(194) A.g.e. — s. 286.(195) A.g.e. — s. 297-299.
(*)Tarihe Hükmeden Millet Türkler/Milli Kültür Yayınları/1977/sf:203 vd.
ANA/div> postacı
<0Comments:
<