BBP kurulduğunda ilk tebrik eden Çatlı
MÇP’den ayrılış sürecini yıllar sonra Zaman’a anlatan Yazıcıoğlu, parti içinden ve dışından bazı kişilerin Türkeş’le aralarını bozmak için özel çaba sarf ettiklerini kaydediyor. Yazıcıoğlu, o dönem kendilerine ‘hain’ diyenlerin her fırsatta pişmanlıklarını dile getirdiğini vurguluyor
Türk siyasi tarihinin kilometre taşlarından olan ülkücü hareket, 1992’de büyük bir kırılma yaşadı.
Hareketin lideri Alparslan Türkeş’in halefi olarak gösterilen Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları ‘içinde bulundukları partinin siyasi anlayışıyla uyuşamadıkları’ gerekçesiyle Milliyetçi Çalışma Partisi’nden (MÇP) ayrıldı. Ardından Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 milletvekili 29 Ocak 1993’te Büyük Birlik Partisi’ni (BBP) kurdu. MÇP’den ayrılış sürecini yıllar sonra Zaman’a anlatan Yazıcıoğlu, parti içinden ve dışından bazı kişilerin Türkeş’le aralarını bozmak için özel çaba sarf ettiklerini kaydediyor. Yazıcıoğlu, o dönem kendilerine ‘hain’ diyenlerin her fırsatta pişmanlıklarını dile getirdiğini vurguluyor: “Yıllar önce hain suçlamasında bulunanlar, bugün helallik istiyor.” Yazıcıoğlu’nun büyük heyecanla kurduğu BBP siyasî hayata ‘merhaba’ dediği günlerde ilk tebrik edenlerin arasında ilginç bir isim yer alıyor. Susurluk kazasında hayatını kaybeden Abdullah Çatlı. (3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen trafik kazası, devlet-siyaset-mafya üçgenini açığa çıkarmıştı.) 1993’te yurtdışında yaşayan Çatlı, Yazıcıoğlu’nu telefonla arayarak, “Hayırlı olsun, inşallah ülkeye faydalı hizmetler yaparsınız.” dileğinde bulunmuş. Yazıcıoğlu da 1996’da Çatlı’nın Nevşehir’deki cenazesine katılmış ve bazı çevrelerden tepki almıştı. BBP lideri, cenazede yer almasının sebebini ‘ahde vefa’ olarak gösteriyor. Çatlı’yla ilgili şunları söylüyor: “Gençlik heyecanımızla birlikte mücadele ettiğimiz bir kardeşimizdi. Tertemiz bir Anadolu delikanlısı olarak hizmet verdi. Karıştığı olaylar ayrı olarak değerlendirilir.”
Milliyetçi camianın sevilen ve saygı duyulan isimleri arasındaki Yazıcıoğlu, siyasette bir türlü başarı sağlayamamalarının sebebini ise şöyle açıklıyor: “Barajı aşacak parti görüntüsü veremedik. Bizi beğenenler bile bu yüzden oy vermedi. Son seçimlerde de BBP’ye sempati gösterenler oyunu AK Parti’ye verdi; ama bunu artık değiştireceğiz.” Demokrasinin sonuna kadar arkasında olacaklarını vurgulayan Yazıcıoğlu, bunu 28 Şubat sürecindeki ‘dik duruşları’yla ispatladıklarını kaydediyor.
Muhsin Yazıcıoğlu, MÇP’den kopuş sürecini anlatırken ilginç bir noktaya da temas ediyor. Parti içinde yaşanan sorunlardan dolayı ülkücünün ülkücüye zarar vermeye başladığını ve yaralama olaylarının yaşandığını hatırlatan Yazıcıoğlu, “Ayrılmasaydık, olaylar daha da büyüyecekti.” diyor. Alparslan Türkeş’le ihtilafa düştükleri konuları ise şöyle özetliyor: “Parti içi demokrasi anlayışımızda, izlenen politikalarda farklılıklarımız vardı. MÇP idealizmden uzaklaşmıştı. 1991 seçimleri öncesi biz meydanlarda SHP’ye verilen her oy PKK’ya gidecek demiştik. Çünkü o zaman SHP, DEP’le ittifak yapmıştı. Bu yüzden DYP-SHP hükümetine güvenoyu verme konusunda anlaşmazlık çıktı. Her şey üst üste gelince dönemin şartları ayrılmayı gerektirdi.” BBP lideri, o yıllarda Türkeş’le aralarını açmak için milliyetçi camiaya bir operasyon yapıldığı kanısında. Parti içinden ve dışından bazı çevrelerin kendisini Türkeş’in halefi olarak gösterip hareketin içine fitne soktuklarını ifade eden Yazıcıoğlu, “Partide şeriatın hakim olacağı söylentilerini çıkaranlar bile vardı.” şeklinde konuşuyor. Türkeş’e akıl hocalığı yapmaya çalışan bazı isimler de Yazıcıoğlu için, “Her yerde lider gibi karşılanıyor, günden güne güçleniyor. İslamcılık yapıyor.” suçlamasında bulunuyormuş.
Muhsin Yazıcıoğlu, BBP’yi kurduktan sonra Alparslan Türkeş ile hiç baş başa görüşmediklerini belirtiyor: “Parti faaliyete geçtikten sonra ilk karşılaşmamız Meclis’teki liderler toplantısında oldu. Tokalaştık, kendisine duyduğum saygıdan ötürü kalkıp yer verdim. Hiçbir zaman bizim hakkımızda kaldıramayacağımız eleştirilerde bulunmadı. Zaten zaman içinde o da bunu kabullendi./div> postacı
<0Comments:
<